Ulaş Özdemir Web Sitesi

Ozanlara hizmet borcum var

Kalan Müzik'in yapım sorumlusu ve yapımcısı Ulaş Özdemir için müzik yalnızca bir iş değil, yaşamın kendisi. Kalan Müzik'teki görevinin yanı sıra etnomüzikoloji dalında master hazırlıyor, türküleri dilden dile dolaşan, adı fazla bilinmeyen Âşık Mücrimi'nin yaşamını kaleme alıyor ve derlemeler yapıyor, bağlamasını da elinden düşürmüyor.

HATİCE TUNCER

Popüler dünyanın çok uzağında, ama geleneksel müzikleri takip edenlerin tanıdığı, yaşamını müzik üzerine kurmuş bir genç Ulaş Özdemir . Yayımladığı albümlerle Türkiye'nin müzik kültürüne önemli katkılarda bulunan Kalan Müzik 'in yapım sorumlusu ve yapımcı olarak işin mutfağında çalışan Ulaş Özdemir, bir yandan da etnomüzikoloji dalında master tezi hazırlıyor. Dertli Divani ile "Hasbihâl" projesinde yer alan Ulaş Özdemir, derlemelerini albümlerde toplarken cem törenlerinde de zakirlik yapıyor.
Kalan Müzik'in albümlerini yayımladığı sanatçıları için görüştüğümüz Ulaş Özdemir'in farklı yönlerini fark edip bu genç araştırmacı ve müzik tutkununun mutfağına girdik.
Maraş'ın köyleri
Ulaş Özdemir'in bugünkü ilgi alanlarının, çalışmalarının kaynağı, Maraş'ta geçirdiği çocukluk ve gençlik yıllarından, aile ortamından geliyor. Maraş'ta mimarlık yapan babası Abdullah Özdemir, müzikle ilişkisini hiç kesmemiş, kavalını, bağlamasını elinden düşürmemiş. Köyden köye dedeleri, kaynak kişileri ziyaret ederken oğlunu da birlikte götürürmüş: "Babamla bir köye, bir ustanın yanına gittiğimde oradan bir şey derlemek amacından çok, öğrenmek isteği içindeydim, ama kayıt aletimiz hep vardı. Ortaokul-lise yıllarında çok daha meraklıydım. Alevi müziği, ozanlar, âşıklar hayatımızın bir parçası, hayatımızın kendisi aslında. Babam köyle bağını kopartmadı ve gıdasını oradan alıyor. Ben çocukken bizim eve Vedat Türkali' den Fikret Otyam 'a kültür adamları, ozanlar, âşıklar gelir giderdi. Fikret Otyam manevi babam gibidir. Onlardan edindiğim birikim içinde yoğrulmak, beni zenginleştirdi."
Ehli Hak tanburu
Üniversite eğitimi için İstanbul'a gelen Ulaş Özdemir, bağlama çalmasının yanı sıra Maraş'tayken başladığı Ekpsres gazetesindeki müzik yazılarını sürdürdü. Daha sonra Roll dergisindeki yazıları ve röportajları, müziğin ustalarına biraz daha yakınlaşma fırsatı verdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni üçüncü sınıftayken bırakarak Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Etnomüzikoloji programında okumayı tercih etti: "Etnomüzikoloji, tam benim istediğim gibi, müzik-kültür ilişkisini araştıran bir alan. Şu anda Ehli Hak tanburu üzerine master tezi hazırlıyorum. Sadece müzikal olarak bir enstrümana yaklaşmaktan çok, kimliğini, o toplum üzerindeki yerini inceliyorum. Doktora tezimde de Ehli Hak ve Alevi cemleri üzerine karşılaştırmalı bir çalışma yapmak istiyorum."
Hasan Saltık'ın teklifi
İstanbul'a yerleştiği günlerden itibaren Kalan Müzik'e gidip gelen Ulaş Özdemir, şirketin sahibi Hasan Saltık 'ın teklifi üzerine 1997 yılında yapım sorumlusu ve yapımcı olarak çalışmaya başladı. Fethiyeli Ramazan Güngör' ün albümü, Kalan'daki ilk çalışması oldu: "Hayatımı yönlendiren şey, sadece çalmak, derlemek, yazmak değil, müziğin kendisi, prodüksiyonu, her şeyi beni fazlasıyla ilgilendiriyor. Kitapçığıyla, yazısıyla, stüdyo aşamasıyla hepsi müziğin bir parçası."
Sinemilli deyişleri
Ulaş Özdemir'in Maraş Sinemilli Ocağı'ndan kendi derlediği deyişlerinden örnekler sunduğu "Ummanda" albümü 1998 yılında yayımlandı. Albümde Sinemilli Ocağı'nın deyişlerini kendi sesi ve sazıyla yorumlamasının yanı sıra kaynak kişilerle, dedelerle, âşıklarla yaptığı özgün kayıtlara da yer veriyor: "Ummanda, belirli bir alanda deyişleri ele alması açısından kendi türünde ilk albümdür denebilir. Sinemilli hem bir Alevi ocağı hem de aşireti olması açısından farklıdır ve bu ocak bir kaynaktır. Birçok ünlü sanatçının albüm ve konserlerinde bu ocağın dedelerinin, âşıklarının eserleri önemli bir yer tutar. Albüm kapağına 'Bugüne kadar kendilerinden pek çok deyiş derlenen, fakat isimleri anılmayan Sinemilli dedelerine adanmıştır' diye yazarak bu dedelere vefa borcumu anlatmak istedim. Mümkün olduğu kadar çok bilgi ve fotoğraf koydum. O karelerdeki dedelerin hiçbiri artık hayatta değil.."
Özdemir, Ummanda'nın devamı niteliğindeki ikinci albümünün son hazırlıklarını tamamlamak üzere. Maraş temel olmak üzere derlediği deyişleri, sadece dede sazı ve ruzba ile çalıp söyleyen Özdemir, bu değerlere yaşıtlarının ve yeni kuşakların dikkatini çekmek istiyor: "Alevi müziğini eski sazlarla çalıyorum, çünkü insanların bu tınılara rastlama şansı fazla yok. Bağlama çok büyük bir yapısal değişikliğe uğradı ve çalma tekniği ve tavrı değişti ve çok güzel çalan ustalar var. Ama Alevi müziğinin eskilerdeki gibi dede sazıyla da dinlenmesini, bu tınıların unutulmamasını istiyorum.
Bugüne kadar verdiğim yüzlerce konsere geleneksel dede sazıyla çıktım. Bunu boynumun borcu olarak görüyorum. Ramazan Güngör'ün çaldığı cura ile Nesimi Çimen 'in çaldığı curanın tınısı farklıydı. Bu insanlarla birlikte bu sazlar da ölmemeli . Bir gencin bunları yaşlı birinden ya da benden dinlemesi arasında fark var. Yaşıtından dinlemek onları daha çok heyecanlandırıyor, gelip bu sazı nereden bulabileceklerini soruyorlar. Bu müziğin, bu muhabbetin, bu coşkunun sürdüğünü göstermek istiyorum."
Film müzikleri
Kalan Müzik'teki işlerinin yanı sıra belgesel, sinema ve dizi filmlere müzik yapan Özdemir, 2001 yılında Barış Pirhasan 'ın yönetmenliğini yaptığı "O da Beni Seviyor" filminin müziklerini Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu bünyesindeki Mare Nostrum topluluğu ile birlikte hazırladı.


'Hasbihâl'
Dertli Divani, Kalan Müzik tarafından 2005 yılında yayımlanan " Hasbihâl" albümünde genç müzisyenlerle çalışmayı tercih edince Ulaş Özdemir de hayranlıkla izlediği ustanın albümünün genel yönetmenliğini üstlenme fırsatı buldu.
Albümde birlikte çalışan Özdemir, Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak kardeşler, Dertli Divani ile Avrupa ve Türkiye'de birçok konserde sahne aldı.
Hasbihâl'i oluşturan ekipte zaman zaman Mustafa Kılçık, Feyzullah Ürer, Emre Gültekin de yer alıyor. Albümün hazırlanması ve sonraki süreçle birlikte Hasbihâl, bir müzik ekibi gibi şekillendi:
"Hasbihâl'i konser vermekten çok muhabbet, insanlarla kaynaşma anlayışıyla yapıyoruz. Bulunduğumuz şehirde, yörede konserlerden cemevlerine, muhabbet ortamlarına gidiyoruz. Biz profesyonel bir topluluk olarak kurulmadık. Bu müziği insanlarla mümkün olduğu kadar paylaşmaya çalışıyoruz.
Bir yandan Divani Baba gibi âşıkların, ozanların deyişlerini okuyoruz, bir yandan cemlere giderek semahlar, duaz, miraçlama, tevhit gibi Alevi müziğinin temel eserlerini okuyoruz. Cemleri Divani Baba yönetirken biz de yanında zakirlik yapıyoruz."
Moradi'yle dostluk
Ulaş Özdemir, Ehli Hak inancına ilişkin araştırmalar yaparken İranlı tanbur ustası Ali Akbar Moradi ile bağlantı kurmuş ve uzun süre yazışarak dost olmuşlar. Ehli Hak inancına bağlı olan Moradi'nin daveti üzerine Kirmanşah'taki köyüne giden Özdemir, kendisini hiç yabancı hissetmemiş: "Bizim Pazarcık gibi bir yerdi. Ortak bildiğimiz dil olmamasına rağmen oğullarıyla arkadaş olduk, ben de oğlu gibiydim. Ehli Hak inancıyla Alevilik arasında birçok ortak yön var. İnsana, Tanrı'ya bakış açısı, cem olma gibi inanç ve ibadetleri bizdeki gibi. Hacı Bektaş Veli' nin onlar için de pir olduğunu gördüm. Moradi tanburunu, ben bağlamamı elimize alıp birlikte çaldık, söyledik, muhabbet ettik. Birlikte çaldığımız ne Ehli Hak müziği ne de Alevi müziğiydi. Ben çalıyorum, Moradi cevap veriyor, birlikte devam ediyoruz... Birlikte çala çala o kadar güzel bir dostluk doğdu ki o ne çalsa ben adeta leb demeden leblebiyi anlıyorum."
Ulaş Özdemir ve Ali Akbar Moradi, 2004 yılında İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda verdikleri konserin ardından Erdal Erzincan ve İranlı kemança sanatçısı Kayhan Kalhor 'la Avrupa'nın birçok kentinde konser verdiler. Geçen ay İran'a giden Özdemir, Moradi ile birlikte 6 konser verdi. Geçen yıl Hollanda'da verdikleri konserin kayıtları albüm halinde İran'da yayımlanacak olan ikili, albümle birlikte yeni konserlerin planlarını yapıyor.
'Şu Diyarı Gurbet Elde'
Ulaş Özdemir'in, 1970 yılında 88 yaşında yitirdiğimiz Âşık Mücrimi 'nin şiirleri, hayatı üzerine yaptığı araştırma, önümüzdeki günlerde Pan Yayıncılık tarafından yayımlanacak. "Şu diyarı gurbet elde şen değil gönlüm şen değil", "Yüce dağ başına kar yağmış", "Aşkınla perişan oldum", "Hey erenler hey gaziler" gibi dilden dile dolaşan sayısız eser bırakan Âşık Mücrimi hakkında bugün kadar derli toplu bir çalışma yapılmamış. Özdemir, "Şu Diyarı Gurbet Elde" adını taşıyacak olan kitabı hazırlamak için ailesinden yardım almasının yanı sıra farklı yörelerde Mücrimi'nin eserlerinin izini takip etmiş: "Eserleri çok meşhur, ama kendisine dair derlenmiş hiçbir bilgi yoktu. On yıldır Mücrimi üstüne çalışıyorum. Mücrimi'nin eserlerini derli toplu hale getiren bir çalışma oldu. Belki ileride birileri daha başka bir şeyler katarlar, ama Alevi-Bektaşi edebiyatına kazandırılması gereken çok önemli bir ozandı."
Cumhuriyet 11.11.2007