Ulaş Özdemir Web Sitesi

Âşık adam saz çalar kelâm eder

Karnına yerleştirdiği dede sazının sesine kulak veriyor. Muhabbetle büyümüş, muhabbetle anlatıyor. Ulaş Özdemir`le, halk müziği geleneğinden kendi yaptığı derlemelere kadar derin bir sohbete girdik.

"Âşığın sözü, Kuran`ın özüdür, saz çalarken kelam bildirir, âşık muhabbet insanıdır, muhabbet insanlığın özüdür." Bu sözleri aktaran Ulaş Özdemir de muhabbet insanı, muhabbet içinde büyümüş. Maraş köylerinde saz çalınıp cem edildiği ortamlarda yetiştikten sonra, İran müziğinin temel enstrümanı tanburun kültürel ve sosyal kimliği üzerine eğitimine devam etmiş. Tabii bunlar yalnızca okulda gördükleri. Tanbur ustası Kirmanşahlı Ali Akbar Moradi`yle çıkardığı albüm, Erdal Erzincan`la Kayhan Kalhor`un albümüne yaptığı katkı, Sussan Deyhim`le, Mamak Khadem`le çıktığı konserleri de hesaba katarsanız, onun yalnız okullu olmadığını da görürsünüz... Özdemir, kelimenin her anlamıyla muhabbet insanı. Muhabbete çok sevdiği İran müziğinden başlıyor. Küçükken ilgi duyduğu Ehli Hak inancının peşine düşmüş. Yani Hallac-ı Mansur`dan, Nesimi`ye İran ve Irak`ta yaşayan Müslümanlardan Hacı Bektaş-ı Veli`ye kadar izini sürebileceğiniz bir inanç bu. İrene Melikoff`un Uyur İdik Uyardılar kitabı da ufkunu açmış. Daha sonra oradan İran müziğine, Ehl-i Hak inancının temsilcilerinden Moradi`ye ulaşmış. Tabii güzergâhın öncesi de var: Maraş köylerinde çalınan sazlar, manevi babam dediği Fikret Otyam`ın titizlikle yaptığı çalışmalar, onun sohbetleri, ilgilendiği şeyin kökenine kadar araştırma inadı Özdemir`in hayatını şekillendirmiş. Siyasal Bilgiler`de maliye üzerine eğitim görürken Roll dergisiyle başlayan müzikle yakın irtibat, ona müziğin hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermek için yeterli olmuş. 22 yaşındayken doğduğu Maraş`ın Sinemili deyişlerini kayıt altına alan Özdemir`i, yüzyılın başından beri Anadolu`da dağ taş gezip türküleri kaydedenlerin izinden gittiğini söylüyoruz. Özdemir, mütevazı, yalnızca Darülelhan`dan Bela Bartok`a, Fikret Otyam`dan bağımsız yerel derlemecilere kadar yapılan çalışmaların tarihini özetlemekle yetiniyor.

SAZI HİSSETMEK

1980`li yıllardan sonra genç kuşakta yerel müziklere ilginin arttığını kabul ediyor ama yine de yaşanan süreci kendiyle bağdaştırmadan anlatmaya devam ediyor. Bildiğimiz sazdan daha küçük, gövdesi balta tekniğiyle yapılan dede sazına gelince iş değişiyor. Özdemir, sazını anlatmakta hevesli: "Saz küçük çünkü karnınızın üzerine yerleştirdiğinizde sesi vücudunuzda hissetmelisiniz." Hissederek çalmaktan öte bir şey bu. Biraz da enstrümanın kendisi oluyorsunuz, tıpkı tanbur gibi. Anlatıldığına göre, Tanrı insanı çamurdan yaratmış daha sonra da ona ruh verilsin diye tanbur çalınmasını buyurmuş. Tanbur, ruh demek, âşığın kelamını taşıyan enstrüman demek. İran`da, özellikle cem törenlerinde tanbur çalınınca susulur, söz tanbura bırakılır; çünkü ondan çıkan söz Tanrı kelamıdır. Anlatılan bu, anlatan da tanburu çalmaya çalıştığını iddia eden, dede sazına gönülden bağlı Ulaş Özdemir. Yakında, birçok müzik otoritesi tarafından yüzyılın en etkileyici sesi gösterilen Azam Ali`nin grubu Niyaz`la çalışacak. Yine daha önce yayınladığı Ali Mücrimi`nin yaşamı ve eserlerini içeren Şu Diyar-ı Gurbet Elde kitabının ikinci baskısı için çalışıyor. İranlı müzisyenler bir eserin tamamlanıp tamamlanmadığını öğrenmek için "Hallolmuş mu" diye sorarlarmış. Yani "Halledilmiş mi Yani müzikle, onu icra eden iç içe geçmiş mi Üzerimize vazife aldığımız Tanrı kelamını iyi tercüme edebilmiş miyiz" diye sormak isterler. Ulaş Özdemir, 32 yaşında birçok albüme, film müziğine, konsere imza atmış durumda. Onun için müziği `hal`letmek önemli. Dede sazından, şiirden, heterodoksi inancından bahsederken içinde duyduğu aşkı hissedebiliyorsunuz. O şimdilik müziği ve yaptığı şeyleri `hal` yoluna sokmakla uğraşıyor ama yine de onun mütevazı kelimelerle aktardığı çalışmaları sıklıkla duyacaksınız.

Haber: Nuh Köklü