Muhabbetler ‘Bu Dem’de de sürüyor

Bugüne kadar ikisi solo olmak üzere yedi albüme imza atan, halk ozanı Âşık Mücrimi üzerine bir kitap hazırlayan, birçok dizi ve film müziğine imza atan Ulaş Özdemir, yeni albümü ‘Bu Dem’de halk müziğinin ‘muhabbet’ geleneğini sürdürüyor

İkisi solo, diğerleri halk müziğinin önemli isimleriyle birlikte hazırlanmış yedi albüm, yakın tarihte yaşamış fakat yaşamı ve şiirleriyle ilgili daha önce yayımlanmış hiçbir yazılı kaynak olmayan Aşık Mücrimi’nin yaşamı ve şiirlerini konu alan bir kitap, üç televizyon filmi müziği, dört dizi müziği ve iki belgesel müziği... Bunların hepsi genç halk müziği yorumcusu Ulaş Özdemir’e ait. Tabii yurt içinde ve dışında birçok önemli halk müziği ustasıyla birlikte verdiği konserler, Roll dergisi başta olmak üzere Radikal gibi gazete ve dergilerde yayımlanmış müzik yazıları, röportajlar ve Kalan Müzik’te 10 yıldır yapımcı ve müzisyen olarak gerçekleştirdiği çalışmalar da cabası.
‘Bu nasıl oluyor’ demeyin, Ulaş Özdemir’in bu soruya verdiği cevap ilgi, yetenek ve merakın insana neler yaptırabileceğini kanıtlıyor: “Maraşlı Alevi bir ailenin çocuğum ve evde sürekli saz bulunuyordu. Hem evdeki hem de cemlerdeki muhabbetlerde sürekli kullanılan bağlamaya karşı da büyük bir merakım vardı. Lisedeyken gitar ve diğer müzik aletlerine de ilgi duyuyordum ama, asıl ilgimi çeken eski stilde çalıp söylenen Alevi -Bektaşi deyişleriydi. Babamın da bu konuya ilgisi olduğu için üzerimde çok etkisi oldu. İstanbul Siyasal’da üç yıl okuduktan sonra tam da beni asıl ilgilendiren Etnomüzikoloji eğitimi alabileceğim YTÜ’ye girdim. Çünkü, içimdeki müzik merakı ve ilgisi artık dayanılmaz bir hal almıştı.”
‘Bu Dem’ adlı son albümünde ve daha önceki çalışmalarında 16., 17. ve 18. yy gibi çok eski zamanlarda yaşamış halk ozanlarının eserlerini yorumlaması ve o dönemlerde kullanılan ‘Dede Sazı’ ve ‘Ruzba (cura)’ gibi enstrümanları kullanmasını şöyle açıklıyor: “Geçmişte yaşamış ve belki okuma yazma bile bilmeyen bu ozanlar ‘muhabbet’ adını verdiğimiz ortamlarda öğrendiklerini eserlerine yansıtmışlar. Hala Anadolu’da böyle ozanlar var. Ama bunlar cem gibi bir şey değil, bir nevi sosyalleşmek için yapılan kadınlı-erkekli toplantılar. ‘Bu Dem’ adlı albümüm işte bu muhabbetlerin bir ürünü, buralarda öğrendiğim şeyleri kaydetmek istedim, bir anlamda bu muhabbetin bu demde de sürdüğünü vurgulamak istedim. Yoksa, geçmişte söylenmiş bu eserleri buldum derledim günümüze aktardım ya da eski olan iyidir, yeni olan kötüdür gibi bir şey söylemeye çalışmıyorum. Bu arada, küçüklükten kulağımda kalan o eski tınıların da bu müziği tercih etmemde etkisi çok tabii.”
Ulaş Özdemir’in 2005’te yine Kalan Müzik’ten çıkan Dertli Divani ile ortak çalışması ‘Hasbihal’da da bu ‘muhabbet’ ortamlarının bir ürünü. Özdemir, ‘Hasbihal’in ortaya çıkış öyküsünü şöyle anlatıyor, “Dertli Divani ‘Hasbihal’de benim gibi genç kuşak müzisyenlerle çalışmayı tercih etti. Anadolu’da ve Avusturalya’dan Kanada’ya birçok yere konserlere gidiyoruz. Sadece konser vermiyor, insanlarla konuşuyor, dertleşiyor, dostluklar kuruyoruz. ‘Hasbihal’ kelimesi de buralarda yaptığımız muhabbetlere denk düştü.”
Ulaş Özdemir sadece eski deyişleri derleyip albüm yapmakla kalmıyor, dizi, film ve belgesel müziği çalışmaları da gerçekleştiriyor. Ancak film müzikleri yapmaktan çok zevk aldığını söyleyen Ulaş Özdemir için albüm çalışmalırının ayrı bir yeri var.  Ve dizi müziklerini çok da tercih etmiyor. “Filmi çok seviyorum zaten. Küçüklüğümden beri de çevremde Nedim Otyam, Vedat Türkali, Barış Pirhasan gibi isimler vardı, onların da büyük etkisi oldu. Dizi müziği çok tercih ettiğim bir şey değil, çünkü haftalık bir şeyler yetiştirmek ve bazı şeylerden ödün vermek gerekiyor. Ama kısa ve uzun metrajlı filmlerin daha çok ilgimi çektiğini söyleyebilirim.”

Eli kalem tutan müzisyen
İşin sadece icra kısmıyla ilgilenmeyen, halk müziği kültürüne dair bazı araştırmalar yapan, birçok kişinin, hakkında hiçbir şey bilmediği Aşık Mücrimi’nin hayatı ve şiirleri üzerine bir kitap yazan ve dergi ve gazetelere müzik yazıları yazan Ulaş Özdemir, bu işin sadece icra kısmının kendisini doyurmadığını, işin yazı tarafının da kendisini çok ilgilendirdiğini ve araştırmalarının devam edeceğini söylüyor. “Açıkçası işin sadece icra kısmı beni doyurmuyor, bu kültüre dair araştırmalar yapmak da gerekiyor. Fakat hiçbiri birbirinden bağımsız devam etmeyecek, işin yazı, araştırma kısmıyla birlikte icra kısmı da devam edecek.”
Alevi kültürüne sahip Özdemir’e son olarak Alevilik İslam içidir ya da değildir gibi tartışmalar hakkında ne düşündüğünü de sormadan edemiyoruz. Bu sorunun herhangi bir Alevinin gündeminde olmadığını özellikle vurgulayan Özdemir, durumu bir Nasrettin Hoca fıkrasıyla anlatmayı uygun buluyor. “Nasrettin hocaya birgün diyorlar ki ‘hocam senin sakalların çok uzun, yatınca sakalın yorganın içinde mi yoksa dışında mı kalıyor’ Hoca düşünüyor, hemen cevap veremiyor. Akşam yatınca sakallarını yorganın içine koyup uyuyor, birkaç saat sonra uyanıp kontrol ediyor, sakalım yorganın içinde mi yoksa dışında mı diye. Derken hoca sabaha kadar dönüp duruyor sakalını kontrol etmek için ve uyuyamıyor. Ertesi gün adam soruyor ‘Hocam no’ldu, sakalın yorganın içinde mi yoksa dışında mı’ diye. Hoca da basıyor kalayı, “Sen sorana kadar böyle bir derdim yoktu, artık geceleri uyuyamıyorum.”

Haber: Gönül Koca