Her demde dinlenen deyişler bunlar

Ulaş Özdemir Türkçe müzikte ayrı bir yeri olan Kalan Müzik’in çalışanları arasında yer alıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Etnomüzikoloji programından mezun olan Özdemir, yapımcı olarak birçok albüme imza attı, birkaç filmin müziğini yaptı, birçok derleme albümü var. Özdemir’le yeni albümü Bu Dem üzerine konuştuk.

Sizin için dem kavramı ne ifade eder?

Dem, Alevi-Bektaşi toplumu için, soluk, hayat, an, keyif, çağ, zaman, devir, nefes, içki gibi hem záhir hem de bátın pek çok anlamı içeren, oldukça önemli bir kavram. Ben de bu kavramdan yola çıkarak Bu Dem albümünü hazırladım. Buradaki temel düşüncem, bu kültürün, inancın müziklerinin günümüz deminde de sürdüğünü göstermekti. Yani bu sazlarla, deyişlerle yapılan muhabbetin her dem sürmesi dileğimle, bu demde süren halini göstermeye çalıştım.

Geleneksele yakın bir okuyuş tercih etmişsiniz. Bunun sebebi nedir?

Bu Dem’de icra ettiğim sazlar ve deyişler, çocukluğumdan bu yana içinde bulunduğum bir dünyanın seslerini içeriyor. Okuma şeklim de bunlarla yoğrularak bugünlere geldi. Dolayısıyla albümde geleneksele yakın bir okuyuşu özel olarak tercih etmedim, bu zaten doğamda olan bir okuyuştu. Ama sözleri net okumaya her zaman dikkat ettim. Albümde canlı kayıt yaptığım için vurgularım kimi zaman değişse de bunlar içinde en doğal olanını olduğu gibi bıraktım.

Dede sazı ve curayı tercih etmişsiniz. Bu sazları tercih etmenizin sebebi nedir?

Bu sazlar, öncelikle benim yetiştiğim ve müzik kültürünü aldığım Maraş yöresinde, genel olarak da Aleviler’in yaşadığı hemen her Anadolu köyünde farklı türlerde rastlanabilecek sazlar. Erkan Oğur gibi bazı müzisyenler bu sazları yeni müzik türlerinde, yeni tekniklerle çalıyorlar, bu çok güzel bir şey... Ama geleneksel Alevi müziği icra eden müzisyenler ne yazık ki günümüzde bu sazları çalmıyor. Yaşlı kuşaklar dahi artık yeni bağlamaları çalıyor Benim amacım, bu sazların bu demde de çalındığını göstermekti. Özellikle genç kuşakların, kendi kuşaklarından bir müzisyenden bu sazları, tınıları duymaları önemli diye düşünüyorum.

DERDİM BANA DERMAN İMİŞ

Sizin en sevdiğiniz deyiş hangisidir?

Eğer Bu Dem’den en sevdiğim deyişi soruyorsanız, bu konuda bir seçim yapmak çok zor. Albümde yer alan deyişleri, Alevi-Bektaşi edebiyatının farklı dönemlerde yaşamış ozanlarından seçmeye çalıştığım için hepsinin benim için anlamı ve değeri bambaşka... Özellikle Fuzulî, Feryadî ve Áşık Sadık’ın deyişlerinden çok etkileniyorum. Haydar Kapısı deyişinin bátın, yani iç manasını çok önemsiyorum, ifadesini de çok beğeniyorum. Bir de Niyazi Mısrî’nin ‘Derman arardım derdime / Derdim bana derman imiş’ dizelerinin olduğu deyişi es geçemem. Albüm dışında sorarsanız, Seyit Nesimî, Áşık Sıtkı ve çağımız ozanlarından Áşık Daimî’nin deyişleri her zaman inanılmaz bulduğum eserlerdir.

FARKLI TÜRLER DİNLİYORUM

Siz kimleri dinlersiniz?

Bu Dem albümünde en geleneksel haliyle Alevi-Bektaşi müziği icra ediyorum ama bu müzik dışında pek çok müzik projesinin içinde yer aldım, görüntülü ortamlar (dizi, film, belgesel vb.) için farklı türlerde müzikler yazdım. Dolayısıyla müzik dinlerken de birbirinden farklı, hatta çoğu zaman birbiriyle alakasız türleri bir arada dinlerim. Punk’tan caza, yerel derleme kayıtlarından yeni çağdaş müziğe kadar geniş bir sahada müzik dinliyorum. Evde oturup, İran’da yapılmış ama kötü kaydedilmiş yerel derlemeleri dinlerken, birden çağımızın en ileri bestecilerinden birisi olan Karlheinz Stockhausen’e atlayabilirim. Bu durum pek çok kimseye tuhaf gelebilir ama ben bunlar arasında kendimce bağlantılar bulabiliyorum: Mesela Stockhausen’in müthiş eseri Stimmung’un en güzel kayıtlarından birisi İran’da yapılmıştır, bu benim için gayet güzel bir bağlantı...

Haber: Ayşe Düzkan