Ulaş Özdemir Web Sitesi

Mücrimî’nin bilinmeyen şiirleri

On yillik arastirmanin sonunda Ulas Özdemir’in yazdigi “Su diyâr-i gurbet elde / Âsik Mücrimî’nin Yasami ve Siirleri kitabi, unutulmaya yüz tutmus bir halk ozanini ve siirlerini gün yüzüne çikariyor.

Sinemilli Ocagi’nin, Maras’in Elbistan ilçesine bagli merkez köyü Kantarma’nin dedelerinden Tacim Dede’nin anlattigina göre Âsik Mücrimî’nin besyüz deyisi olmasina ragmen günümüz kayitlarinda oldukça az kalmistir.
Çocuk yaslarda eli yandigi için parmaklari bir top halinde birbirine baglanmis, bu dönemden sonra lakabi “çolak” olarak kalmistir. Çocuklarinin anlattiklarina göre Imâm Mûsâ’l-Kâzim evlatlarindan bir seyit tarafindan, çolakligi sebebiyle kendisine “Mücrimî” mahlazi verilmistir. Sakali çikmaya basladigi günden ölümüne dek sakalini hiç kesmeyen Mücrimî, ezan okuyan bir hocanin sesinden etkilenmesi sonucu Kuran’a ilgi duymus ve ders alarak Kuran’i ögrenmistir.

Köyde bir yandan çobanlik yapmis, diger yandan muhabbetlerde çolak eliyle saz çalip deyisler söylemeye baslamistir. Mücrimî, oglu Cemal Özbozok’un deyisiyle gençlik yillarindan itibaren divaneye saygi duyan ama sah-padisah tanimaz bir dünya görüsüne sahiptir. Atismayi çok seven bir âsiktir Mücrimî, Âsik Veysel iki kez ziyaretine gelmis ancak onunla atismamistir.

Elbistan’in Aktil köyünden Ali Sükrü ve Sariz’dan Cafer Aga, Mücrimî’nin saygi duydugu kisilerdir. Âsik Nesimi Çimen’in kayinbabasi olan Cafer Aga, sürekli Mücrimî’nin yanina gelip gitmektedir. Mücrimî ünlü siiri Su diyâr-igurbet elde’yi o dönemde Cafer Aga’ya verir ve oradan Nesimi Çimen’e ulasir. Nesimi Çimen bu deyisi muhabbetlerde okur. Bu muhabbetlere katilan sanatçilar bu deyisi albümlerinde seslendirir; bu eser daha sonra TRT repertuvarina alinir. Âsik Mücrimî kendi döneminde toplumda yasanan degisimleri görmüs ve bu durumu siirlerinde ironik bir dille ifade etmistir. Yasadigi çevrenin yerel söylemleri, Mücrimî’nin siirindeki ilginç noktalardan biridir. “Kanabilin mi bilin mi” gibi ifadelere siklikla rastlanir. Siirlerinde Farsça ve Arapça kelimelere, kavramlara gönderme yapsa da genel olarak ari bir dil kullandigini söyleyebiliriz. Pek çok arastirmaci tarafindan Alevi-Bektasi olmadigi düsünülen Karacaoglan’in siirlerinde görülen bazi ifade biçimleri Âsik Mücrimî’nin siirlerinde de görülür. Bu durum, iki ozanin yakin cografyalarda yasamis oldugu izlenimi yaratir.

Âsik Mücrimî 1970 yilinin mart ayinda sarilik hastaligi sebebiyle hayata veda ederken arkasinda Su diyâr-i gurbet elde, Gönlüm sag yare, Yüce dag basinda kar yagmis gibi ve Askinla perisan oldum gibi pek çok deyis birakmistir.
Yaklasik 10 yillik bir arastirmanin sonunda ortaya çikan Su diyâr-i gurbet elde/Âsik Mücrimî’nin Yasami ve Siirleri kitabi Alevi-Bektasi edebiyatina kazandirilmasi açisindan bir adim olarak ortaya çikarilmistir. Mücrimî ’nin oglu Cemal Özbozok’un sözleriyle “Mücrimî çok siir yazmis, ama harmanini dag basina yigmistir. Rüzgar gelmis savurmus, samanini Anadolu’nun dört yanina götürmüstür...” “Umarim bu kitap, Âsik Mücrimî’nin diger deyislerinin de ortaya çikmasina vesile olur” diyor yazar Ulas Özdemir.
Su diyâr-i gurbet elde/Âsik Mücrimî’nin Yasami ve Siirleri, Ulas Özdemir, Pan Yayincilik

Haber: Hakan Bayhan